Sponsorlu Baglantilar

Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı Türk Şiiri
Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı Türk Şiiri
Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı Türk Şiiri

Bu Yazıda Neler Var

  • Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı Türk Şiiri (Detay)
  • Dinî Tasavvufi Halk Şiirinin Genel Özellikleri
  • Bağlantılı Yazılar

    En Son Eklenenler

    06 | ordövr ordövr
    09 | monogami monogami
    10 | intihar intihar

    Horasan’dan Ahmet Yesevi’ye bağlı erenlerin Anadolu’ya gelmeleriyle başlayan tasavvuf akımı, Anadolu’ daTasavvuf Edebiyatının doğup gelişmesini sağladı. İslam dininin ve yapılan ibadetlerin daha kolay anlaşılması amacıyla tekke çevrelerinde, halkın her kesiminin anlayabileceği şiirler söylenmeye başlandı. Zamanla bunlar gelişerek ”dini-tasavvufi Türk şiir” geleneğini oluşturdu. Tasavvuf, Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmaya, kendi varlığını, Allah sevgisiyle eritip. O’nun emir ve yasaklarına uyarak sonsuz mutluluğa ulaşmaya denir.

    Tasavvufa göre Allah’tan başka varlık yoktur.(Vücut-ı mutlak) Dünyada var olan her şey Allah’ın görüntüsünden bir şey değildir.(Tecelli) Dünya ve dünyada bulunan bütün varlıklar Allah’ın birer bölgesi, yansımasıdır. Bunlar gerçek birer varlık değildir.Günü gelince kendi özlerine (Allah’a) döneceklerdir. (Adem-i mutlak/yokluk) Bütün güzelliklerini görmek ve varlığını göstermek için kainatı, özellikle de insanı yaratmıştır.

    Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı Türk Şiiri (Detay)


    İslamiyet'in temel ilkelerine dayanarak nefsi arıtıp, ahlâkı güzelleştirerek dini yaşama ve bu yolla Allah'a ulaşma düşüncesine tasavvuf adı verilir.

    X.yüzyıldan sonra tekkelerin çevresinde gelişen tasavvuf düşüncesi dinî - tasavvufi bir halk edebiyatının doğmasına yol açmıştır. Oluştuğu yer dik­kate alınarak tekke edebiyatı olarak da adlandırılmıştır.

    Dinî ve tasavvuf içerikli şiirler hem divan edebiyatı hem de halk edebiya­tı şairleri tarafından yazılmıştır. Kitabımızın bu bölümünde halk edebiyatı geleneği çevresinde oluşturulan dinî tasavvufi şiirlere değineceğiz

    Kadrosunda divan ve saz şairleri de bulunan dinî tasavvufi halk şiiri, halk edebiyatı ile divan edebiyatı arasında bu iki edebiyatı birbirine yaklaştı­ran, her iki edebiyatın hitap ettiği ayrı ayrı zümreleri birleştiren bir edebiyat köprüsü vazifesini görmüştür.

    Dinî Tasavvufi Halk Şiirinin Genel Özellikleri


    Tasavvuf hareketi Türkler arasında ilk kez Türkistan'da Ahmet Yesevi ile başlamış, daha sonra onun dervişleri aracılığıyla Anadolu'ya yayıl­mıştır. Onun yolundan giden Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Velî gibi mu­tasavvıflar eserlerinde bu düşünceyi işlemişlerdir.
    Bu edebiyatın temel kaynağı İslam dini ve tasavvuftur. Ayrıca dil, vezin ve nazım şekilleri gibi dış unsurlar bakımından çoğu zaman millî ruhu aksettirme yoluna gitmiştir.
    Tasavvufi halk şiiri geleneğinde sanatsal kaygı ikinci planda tutulmuş, daha çok tasavvuf düşüncesini ve dinsel değerleri yayma amacı güdülmüştür. Bu yönüyle bu tür şiirlerde didaktik unsurlar ağır bas­maktadır.
    İslam dini ve tasavvuf, Osmanlı toplumunun en önemli ortak paydası­dır. Herkesi ilgilendiren, ortak değerler etrafından oluşan temalar, yine herkesin anlayabileceği ortak, sade bir dille anlatıldığı için divan edebi­yatı ve âşık edebiyatına göre daha fazla kişiye hitap etmiştir.
    Dinî- tasavvufi halk şiiri geleneği, toplumsal bir görev üstlenmiş, hal­kı aynı düşünce etrafında kenetlemiş, onların hoşgörü içinde bir arada yaşamalarında kilit rol oynamıştır. Özellikle Orta Asya'dan Anadolu'ya göçlerin sürdüğü ve Moğol istilasının birçok yeri kasıp kavurduğu dö­nemlerde, toplumda birlik, beraberlik ve düzenin oluşmasını yeniden sağlayarak Anadolu'nun vatan olmasında katkıda bulunmuştur. Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli gibi mutasavvıf şairlerin ve diğer tekke erba­bının toplumdaki birleştirici rolü sonraki yüzyıllarda da devam etmiştir. Bu şahsiyetler, tıpkı birer psikolog gibi toplumun manevi yönden kal­kınmasını, toplumsal moral değerlerinin yüksek tutulmasını sağlayarak psikolojik, sosyolojik, ahlâki bozulma ve yıpranmalara engel olmuştur.
    Bu şiir geleneğinde öğreticilik de esas alındığından genellikle halkın anlayabileceği sade bir Türkçe kullanılmıştır. Dinî-tasavvufi kavram­ları ifade eden kelimeler bulunsa da bunlar Türkçenin genel karakterini değiştirecek oranda fazla değildir.
    Tekke edebiyatında hem hece hem aruz ölçüsü kullanılmıştır. Sadece hece veya sadece aruz ölçüsüyle yazanlar olduğu gibi her iki ölçüyle yazan şairler de vardır.
    Nazım birimi genellikle heceyle yazanlarda dörtlük, aruzla yazanlarda beyittir.
    Daha çok tam ve cinaslı uyak kullanılmıştır.
    Dini- tasavvufi halk şiiri geleneğinin en yaygın nazım türü ilahidir. Bunun yanında nefes, nutuk, devriye, sathiye, methiye de bu şiir geleneği içinde değerlendirilir. Şiirler çoğunlukla tekkelerde zikir esna­sında belli bir ezgiyle söylenmiştir.
    Başlangıçtan günümüze kadar Dinî tasavvufi halk şiiri geleneği çer­çevesinde şiir yazan önemli şairler şunlardır:

    12. yüzyıl:
    Ahmet Yesevi

    13. yüzyıl:
    Hacı Bektaş-ı Velî
    Yunus Emre

    14 -15. yüzyıl
    Seyyit Nesimî

    15. yüzyıl
    Kaygusuz Abdal
    Eşrefoğlu Rumî
    Hacı Bayram-ı Velî

    16. yüzyıl
    Aziz Mahmut Hüdâyî
    Pir Sultan Abdal

    17. yüzyıl
    Niyaz-i Mısrî

    18. yüzyıl
    Erzurumlu İbrahim Hakkı

    En Çok Okunanlar

    04 | Sıfat Sıfat
    09 | Panel Panel
    11 | Zamir Zamir
    16 | Masal Masal
    19 | Mesnevi Mesnevi
    Bi soru sor